|
Son Şiirler
İğneada
Güneş, deniz, kum, günortası kayıkların yalnızlığı, gümüş iyodüre yansısıdır anıların...
1 Kırklareli’nin Demirköy İlçesi’ne bağlı şirin bir beldedir, o.
Jül Sezar şöyle söylemiş:
“Geldim, gördüm, yendim!”
oysa ben:
“geldim, gördüm, unutmadım!”
insanları, Longoz’u, gölleri ve köyleri!
2 yürürken altın rengi kumsalda, andaç olur bir bukina! üflemem yeter karşı kıyıya. sirenlerin sesleri aşk şarkısı olarak döner bana...
Yıldız Dağları; orman, dere ve gölleri sırtına alararak iner kumsala...
Balıkçı! bir “merhaba!” der, ya. deniz canlıları gülümser burada!
3 gördüm; ilkyazın yüzünü. duydum; toprak, ağaç, çiçeklerin kokusunu. dinledim; dereciğin şarkısını. börtüböcek, kuşların cıvıltısını...
4 gün uyanır ve sesleri, akar sonsuzluğa...
kıyıya baştankara bağlanmış canyoldaşı kayıklar ağlarını dökmeye hazır mavinin sularına...
Şahin Tepesi’nde tadılır tutulan balıklar...
bir duble rakı ya da hangi rengi şarabın?
5 gün Mahya Tepesi’nin ardından iner. hafif bir imbat yıkar yüzümü...
görünür tekneler. limana doğru izleri...
güler yüzleri balıkçıların; lüfer, palamut, levrek, tekir...
6 günbatımı, dönüşüdür eve kocabaşların, adımlardaki yekahenk:
“mef’ûlü/ mefâ’îlün/ mef’ûlü/ mefâ’îlün”
boyunlardaki çıngırak nağmesi, arka fonda; durgun göl, Longoz, Istırancalar...
güneşin ışıkla oynaşı, dolunayın denizden yükselişi, ve yakamoz dansları...
7 dolaşırım; dağ, taş, ören yerlerini...
susmuş ağustosböcekleri, almış yerini yaprak hışırtılarının sesi... geçer aklımdan Vivaldi’nin dört mevsiminden biri!
8 açmış kır çiçekleri, değil fotoğrafta. dolaşırken ormanda gülümseyen kareler!
hiç beklemediğim an, kayalar arasından göz kırpar küçük çavlan; yeşil, sarı, kahverengi tonlarıyla kayalara serilmiş yapraklar, bekler üzerinde sevişmeleri, ürperir ruhum, varlığını duyarım sevdanın...
9 biraz ilerde; akbalıkçıllar kurtçukların peşinde, yaban ördekleri gümüşlerin, orada bir Ceylan, Leyla’yı düşünen Mecnun!
10 herşey sevgiyle başlar, biter onunla.
dökülmüş kayalara kızıl renkli yapraklar; Ahmet Haşim’in dizesini saklar:
“Yaprak âteş oldu, kuş da yâkut.”
11 yürürüm bir menzili ormanın içinden...
Dupnisa Mağarası! Pırıl pırıl akan soğuk su, yaşanır yaz ortasında kış!
uçuşan yarasalar, garip şekilli sarkıtlar, dikitler. düşte gezinirim ayrılırım dünyadan...
bir başka belde ve tarihi dökümhane Mehmet II zamanından...
İstanbul Surları önünde gürleyen çakaloz, şakloz ve şaykaların kulaklardadır hâlâ sesi!
köyün adı Sislioba; tül altında bir belde. sessizce uyur bir kale Ceneviz’den kalma bize...
12 burada zaman dönüyor kendine, sanırsınız gecedir, ormanın gün ışığıyla sevişmesi gölün üzerinde...
13 mevsimlerden yazsonu; doğanın yeşili, kahverengisi, moru ve sarısıyla düşmüştür ağaçların aksi dereciğin içine...
bazen bu ıssızlıkta ölümü düşünürüm, dönmek için hayata...
solgun bir çiçek, ölü bir böcek anımsatır dirilişin seslerini...
14 gece, iner sulara olur örtüsü kumsalda sevişen sevdalılara...
|