Yazarlar > Kato Yazılar > Son Şiirler


Son Şiirler

Koşu

Gün batımı,
bilirsiniz renkleri...

bir de,
estireyim dağ çiçekleri
kokusu, Bostancı
geçmişinden özlenen!

0-1. kilometre:

karşıda Kınalı, Burgaz,
Sait Faik, bir hikâyede...

‘var mıydı orada
Kürt Açılımı?’

Heybeli, Büyükada;
Leyla, Raşel, Maria
hangi anı tozunda?

‘Ruhban okulu
ve Ekümenik Cumhuriyet
ne zaman kurulacak?
Fatih Sultan Mehmet!?’

1-2. kilometre:

çimenler üzerinde
kebabçılar,
alev alev mangallar,
avurtları dolmuş
“Floransa Büyücüleri”
simyanın gizini çözmedeler...

‘AŞK” ne çok sattı
helâl olsun abi!’

şalvarlı, çarşaflı,
yeldirmeli, başları bağlı,
zamana uygun
tazeler;
doğranan domates
ve yeşillikler...

‘Yusuf’un soğan tarlası’

bir markanın pilici
ya da köftesi!

‘Demokratik Açılım!’

2-3. kilometre:

duman, koku, is...

deniz,
lâğım buğulu;
deseler de temizledik biz!

‘sivil Anayasa!
olmalı uygun şeriata!’

3-4. kilometre

bisikletliler!
onlara ayrılmış
iki şeritli yol,
seviyorlar üzerinize
sürmekten şeytan arabalarını,
bir sağa bir sola
devinerek!

‘Ermeni Açılımı!’

4-5. kilometre:

delikanlıların ellerinde
kutu biralar...

eyvah, genç bir adam
koptu grubundan
üzerinize üzerinize...

kaç kişiydiler?
göz kıyısından
sayamadınız sürüyü;

-moruk kendini genç sanıyor!
gettodan kahkahalar,
“hah hah ha!”

sizdeki,
“vah vah vah!”

‘Kıbrıs Açılımı!’

5-6. kilometre:

‘mola vermek gerekli,
kasları esnetmeli.’

otuzbeş saniye;
neredeyse sende
çarpı iki!

(Dante de erken ölmüştü!..)

‘pasiflora Laiklik
değil elbet isim anası
Nilgün Cerrahoğlu;
olmalı bunun
Özbudun adlı babası!’

6-7. kilometre:

kamışlarıyla uzakları
yoklayan
amatör balıkçılar;
küçük bir istavrit,
olacak sevinçleri!

‘Merkel, geçer mi
yüzde otuzbeşi?
hani, pek de değil
Türkiye seveni!’

7-8. kilometre:

dalkakıranı
doldurmuş sevgililer
el ele, kucak kucağa;
sıkma başlılar da öyle.
sevda yoksayıyor herşeyi...

‘Güneydoğu Açılımı,
saçılacak mı şimdi?’

8-9. kilometre:

ah!
Kediler,
dünya güzelleri...

himmet severler;
ellerinde
kuru mama poşetleri,
su bidonlarıyla...

ve bir karga
ve bir martı
üleşiyor dostça
herşeyi..

‘Amerika!

bir araba!?
yüz metre öncesinde
durdurulmuş gireceği otelin...

benim devletlim
zırhlısından çıkmış,
yaya yola...’

(hani nerde bi “van minüt”
karşı durmaya!
herhal yokmuş bir balyoz
vurulacak bu sinik duyguya)

varmak üzereyken menzile
bir karmaşa,
“bodyguard”lar
(nerede o nostaljik filmler ya!)
arasında...

(ey ülkem nedir bu kara sevda!?)

‘apo’nun açılımı?’

7-8. kilometre:

küçük bir çocuk
(üç yaşlarında)
sarman bir kedinin peşinde
çığlık çığlık,
o da farklı değil ki,
onbeş günlük anca!

cep telefonları,
fotoğraf makinaları;
flaş flaş,
gülücükler!
geçmişe birer anı!

‘Kuzey Irak’la Ekonomik İlişkiler!
AB/D masalı!’

8-9. kilometre:

köpekler,
yarı insan boyu,
kulakları küpeli;
ama değiller deli,
başıboş, serhoştur hepsi!
kedilerle iç içe,
karga ve martılara
sevecen;
bir, kardeş değiller, zaten...

o, küçücük sahipli
yumurcaklar;
vahşetin örneği,
ne çocuk, ne büyük
ne de kendi soyundakiler;
herşeye hırlıyor
herkese saldırıyor...

‘Ergenekon Destanı!
Deniz Feneri çakmaz oldu?’

(İsrail, vuracak mı İranı!?)

9-10. kilometre:

birkaç ay önce;

gün batmış,
mor aydınlığı
kalmış asılı
gökyüzüne...

orman kenarı,
Sislioba dönüşü;
çeşme yalağı,
garip bir çoban
ve kocabaşları...

Longos’dan gri bir bulut
çıkmış yola,
kanatlılar baskını...

savunma!
el çırpmalar,
giymediğin gömleğin
kalkanı,
boşuna!
doğa yener insanı...

‘buzular elli yıla varmadan
çözülecek mi?’

ey Nuh!
yeniden yap tekneni;
ama,
bindirme
Âdemoğlunu!
emi!




 

 

 


Kato