Yazarlar > Rojda Yazılar > Bir Geyşanın Anıları / Arthur Golden



Beni bu kitabı okumaya itenin ne olduğunu bilmiyorum. Belki okuduğum kitapları (tabii ki FRP) duyan insanların gözlerinde gördüğüm tepkiler, belki de sevdiğim bir arkadaşımın uzaklara gidecek olması. Düşününce aslında ikinci nedenin daha ağır bastığını anlıyorum. Çünkü şimdiye kadar insanların, okumayı tercih ettiğim kitaplar veya kitap türleri ile ilgili yorumlarına pek kafayı takmış biri değilimdir (tanıyanlar bilir, doğru söze ne denir).
Bu sebeple asıl neden, aynı düşünce ve ruhu paylaşan birini bulduktan sonra (ki bulmak yeteri kadar zorken) onu geçici de olsa kaybetmek duygusu.

İşte öyle bir anda, elinizin altında o kişiden birşeyler olsun istersiniz. Hatırlamak için benim ilk tercihim kitaplardır. Bu sebeple Benim’de toplandığımız o akşam ağzına kadar kitap dolu raflardan iki kitap aldım sadece. Tereddütlerim yok muydu, tabii ki vardı. İçimizde değişime karşı olan o küçük ses var ya, işte o provakatör ses ellerimi hangi kitaba uzatsam geri çekmeme sebep oluyordu. Sonunda okurken çok büyük bir haz aldığım, 559 sayfasının ve küçük yazılarının bile bir buçuk günde bitirmeme engel olamadığı o kitabı size anlatmak istiyorum..

Arthur Golden’in “Bir Geyşanın Anıları” kitabından söz edeceğim.

Sıkıcı ders kitapları dışında geçmişi öğrenmemizde ve öğrenirkende yaşam dersi çıkarmamızda en büyük kaynaklardan biridir anılar. Anılarla, ilk ağızdan geçmişin sayfalarında yolculuk edebiliriz.
Cicero’nun dediği gibi kendimizden önce ne olup bittiğinden habersiz olmamız, her zaman çocuk kalmamız demektir. Yalnız bu çocukluk ruhumuzda olan yaşamımızda hayatımızı kolaylaştıran çocukluk değildir.

Televizyon ile hayatımıza giren japon kültüründen, hepimiz ucundan kıyısından etkilenmişizdir. Bu etkilenmenin sonucu olarakta samuray, ninja, geyşa gibi kelimeler günlük konuşmamıza, oyunlarımıza, yazılarımıza girmiştir. Belki de bizi en çok etkileyenler, erkekliğin simgesi samuraylar ile kadınlığın simgesi geyşalardır.

Japonların geleneksel yaşam tarzlarının vazgeçilmez öğlerinden biri olan geyşalar, uzun yıllar batılıların düş gücünü beslemiş, üzerine romanlar yazılmış, filmler yapılmıştır. Giyimleri, Japon eğlencesindeki yerleri, nasıl yetiştirildikleri ve nasıl yaşadıkları inceleme konusu olmuştur.

Arthur Golden Bir Geyşanın Anıları anı-romanında Japonya’nın en ünlü geyşası Nitta Sayuri’nin gerçek anılarını sürükleyici bir içtenlikle anlatıyor. Bir balıkçı köyündeki doğumunu, O'nu geyşa olmaya götüren yolları, aşklarını, erkeklerini, düş kırıklıklarını, acılarını onunla paylaşıyoruz.
Kitabı okurken bize oldukça uzak bir kültürün parçası olan Sayuri'nin sanki yanı başımızda belirerek, bizimle sırlarını paylaştığını, itiraflarda bulunduğunu hissediyoruz.

Kız çocuklarının bir mal gibi satıldığı zamanların, geyşa yaşantısının, duygularda, düşüncelerde geyşa olmanın ne olduğunun, iktidarı elinde tutan erkekleri oyalamak için alınan bitmeyen zorlu eğitimlerin, çekişmelerin, kıskançlıkların, hüzünlerin, zorlukların içinde yaşanan mutlulukların, bakire kızların açık arttırmalarla en yüksek fiyatı verene satıldığı yaşamların, aşk hayallerinin küçümsendiği, dışardan bakıldığında görkemli ancak içine girildiğinde acı gerçeğinin görüldüğü bir dünyanın kapıları aralanıyor.

Arthur Golden bize madalyonun öteki yüzünü gösteriyor. Bir yaşam biçimi olarak zorlukların üzerinden gelinmesinin hikayesini anlatılıyor.

Ve bir erkek olarak bunu çok iyi başarıyor.

“.... bazen Park Caddesi’nden geçerken durur ve hayretle çevremdeki büyülü güzelliklere bakarım. Klaksyonlarını çalarak ilerleyen sarı taksiler, ellerinde evrak çantaları ile yürüyen işkadınları, yolun köşesinde kimonolu yaşlı kadını görünce bir an şaşırırlar. Yoroido’ya geri dönsem orası gözüme buradan daha az mı büyüleyici gözükecekti? Genç kızlığımda, eğer Bay Tanaka beni sarsak evimden çekip almasaydı, yaşamım boyunca canımı dişime takarak mücadele etmek zorunda kalmayacağıma inanırdım. Ama şimdi yaşadığımız dünyanın da okyanus dalgaları gibi kalıcı olmadığını biliyorum. Mücadelemiz ve zaferlerimiz ne olursa olsun, onlar için ne denli acılar çekersek çekelim, hepsi kısa süre sonra kağıdın üstündeki mürekkebe damlayan su gibi akıp gidecek..”

Bir Geyşanın Anıları (Memoirs Of A Geisha)
Arthur GOLDEN
Altın Kitaplar

 

 

 


Rojda